AB Komisyonu'nun Türkiye raporunda Kıbrıs vurgusu: KKTC'ye yönelik girişimler eleştirildi
AB Komisyonu'nun 2026 Türkiye Raporu'nda Kıbrıs meselesine geniş yer verildi. Türkiye'nin KKTC'nin uluslararası alandaki konumunu güçlendirmeye yönelik girişimleri eleştirilirken, Kıbrıs müzakerelerinin BM çatısı altında yeniden başlaması istendi.
Avrupa Birliği Komisyonu'nun 2026 Genişleme Paketi kapsamında hazırladığı Türkiye Raporu kamuoyuyla paylaşıldı. AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos tarafından açıklanan raporda, Kıbrıs meselesi, Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ve Türkiye'nin KKTC'ye yönelik politikaları ele alındı.
KKTC'NİN ULUSLARARASI ALANDAKİ GİRİŞİMLERİNE ELEŞTİRİ
Raporda, Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı'ndaki kilit rolünü sürdürdüğü belirtilirken, Ankara'nın bu kuruluşları KKTC'nin uluslararası alandaki konumunu güçlendirmek amacıyla kullandığı ileri sürüldü.
Türkiye'nin söz konusu girişimlerle KKTC'yi meşrulaştırmaya çalıştığı savunulan raporda, bu politikanın BM himayesindeki çözüm görüşmelerinin yeniden başlamasına elverişli bir ortam yaratılmasına yönelik çabaları zayıflattığı iddia edildi.
KIBRIS MÜZAKERELERİNİN YENİDEN BAŞLAMASI İSTENDİ
Raporda, Türkiye ile AB arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi açısından Kıbrıs meselesine ilişkin çözüm müzakerelerinin yeniden başlamasına ve ilerleme kaydedilmesine özel önem verildiği belirtildi.
Türkiye'den, Kıbrıs meselesinin BM çatısı altında adil, kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulmasına yönelik müzakereleri, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları, AB ilkeleri ve AB müktesebatı doğrultusunda aktif biçimde desteklemesinin beklendiği ifade edildi.
AB'DEN KIBRIS KONUSUNDA TÜRKİYE'YE ÇAĞRI
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, Doğu Akdeniz ve Ege'deki gelişmelerin Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri zorlaştırabileceğini söyledi.
Kos, “Türkiye'den uluslararası hukuka, iyi komşuluk ilişkilerine ve AB üyesi devletlerin egemenliğine saygı göstermesini bekliyoruz” dedi.
AB'nin Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasına ve süreçte ilerleme kaydedilmesine büyük önem verdiğini belirten Kos, BM Genel Sekreteri'nin resmi görüşmelerin yeniden başlatılmasına yönelik çabalarını bütünüyle desteklediklerini vurguladı.
YUNANİSTAN VE KIBRIS CUMHURİYETİ İLE İLİŞKİLER
Raporda, iyi komşuluk ilişkilerinin Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin temel unsurlarından biri olduğu belirtildi.
Türkiye'nin diğer genişleme ülkeleriyle ikili ilişkilerinin iyi seyrettiği kaydedilirken, başta Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti olmak üzere bazı komşu AB üyesi ülkelerle ilişkilerinin sorunlu olmaya devam ettiği ifade edildi.
TÜRKİYE-LİBYA ANLAŞMASINA ELEŞTİRİ
Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusuna da değinilen raporda, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin Mutabakat Zaptı'nın üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiği ileri sürüldü.
TÜRKİYE'NİN AVRUPA GÜVENLİĞİNDEKİ ROLÜNE VURGU
Raporda, Türkiye'nin NATO üyeliği ve stratejik konumu nedeniyle Avrupa güvenliğinde önemli rol oynadığı belirtildi. Türkiye'nin Kosova ve Bosna-Hersek'teki uluslararası barış ve güvenlik misyonlarına katkıları olumlu değerlendirildi.
EKONOMİ VE SAVUNMA SANAYİSİ OLUMLU DEĞERLENDİRİLDİ
Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisi oluşturma konusunda oldukça ileri düzeyde olduğu kaydedilen raporda, AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olmayı sürdürdüğü belirtildi.
Türk savunma şirketlerinin giderek daha fazla AB pazarına yöneldiği, çeşitli AB ülkeleriyle ortak üretim tesisleri kurduğu ve savunma alanında iş birliğini geliştirdiği ifade edildi.
Raporda ayrıca Türkiye'nin demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı bağımsızlığı alanlarında sorunlar yaşadığı yönündeki değerlendirmelere yer verildi.
TÜRKİYE'DEN RAPORUN KIBRIS BÖLÜMÜNE TEPKİ
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise rapora ilişkin açıklamasında, Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının tezlerinin savunulduğunu, Türkiye ile KKTC'nin meşru hak ve menfaatlerinin göz ardı edildiğini belirtti.
Bakanlık, AB'nin Kıbrıs meselesinde Kıbrıs Rum tarafının tutumunu benimsediği sürece çözüm çabalarına katkı sunamayacağını vurguladı.