Tam gün eğitim böyle olmaz! Öğretmenlik, eğitim ve “sahte tam gün”
Cehaletin karanlığına karşı dünyanın her köşesinde ışık olmaya çalışan, sabrı, emeği, fedakârlığı ve sevgiyi evrensel bir dille öğrencilerine aktaran tüm öğretmenleri saygı ve minnetle selamlıyorum.
Ozan Çoli
Öncelikle tüm öğretmenlerimizin 5 Ekim “Dünya Öğretmenler Günü” kutlu olsun.
Öğretmenlik mesleği, insanlığı bilgiyle aydınlatarak bireylerin ve toplumların geleceğini şekillendirebildiği için kutsal ve değerli kabul edilmiştir.
5 Ekim 1966 tarihinde Paris’te gerçekleşen hükümetler arası bir konferansta UNESCO ve ILO tarafından öğretmenlerin hakları, sorumlulukları ve iş güvenceleri konusunda alınan kararlar, öğretmenlik mesleği ile ilgili en önemli küresel adımdır.
Cehaletin karanlığına karşı dünyanın her köşesinde ışık olmaya çalışan, sabrı, emeği, fedakârlığı ve sevgiyi evrensel bir dille öğrencilerine aktaran tüm öğretmenleri saygı ve minnetle selamlıyorum.
Aristoteles ve Gazali’nin eğitim için söylediği gibi:
İnsan iyi eğitildiğinde, yaratılmışların en seçkini olur.
Eğitilmediğinde ise yaratılmışların en vahşisine dönüşebilir.
Öğretmenlik mesleği, işte bu iki uç nokta arasındaki dengenin en büyük koruyucusu olmuştur.
İçinde bulunduğumuz takvimsel tarihe kısa bir atıftan sonra gelelim 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı’nın temel sorunlarından birincisine.
KTOEÖS’nın da vurgu yaptığı gibi, “Sahte Tam Gün Eğitim” konusuna.
Geçmişte okul yöneticileri için düzenlenen ve benim de katıldığım Eğitim Bilimleri seminerlerinden birinde, çok değerli eğitim profesörümüzün tespit ettiği sistem sorunlarına.
Sorun, Eğitim Bakanlığımızın çöplüğünün kullanılmış ve atılmış sistemlerle dolu olmasıdır.
Dünyanın değişik ülkelerinde toplumsal dönüşüme katkı vermiş, eğitimde büyük başarılar sağlamış sistem ve programların bizim ülkemizde uygulandığında sorunlar doğurmasının nedenleri; yerel eğitim sistemine uygun programlamanın yapılmaması, dönütlerin nasıl ele alınacağı ve çıktıların ne olacağı planlanmadan, programları yazılmadan, siyasi çıkarlar düşünülerek damdan düşercesine alelacele uygulamaya konması ve on binlerce çocuğun ve ailelerinin denek olarak kullanılmasından öteye geçememesidir.
KKTC’de devlet okullarında uygulamaya konan “Tam Gün Eğitim Sistemi”, gerekli altyapı ve sosyal devlet mekanizmaları hiç düşünülmeden, sistemin ne için, hangi amaçla uygulanacağı ve çıktılarının ne olacağı bilinmeden, paylaşılmadan, programlanmadan, “Ben yaparım, olur” zihniyeti ile uygulamaya konmuştur.
Benim kişisel tespitlerime göre, geçen dört yıla yakın zaman diliminde plansız, programsız, istişareden uzak “Sahte Tam Gün Eğitim” uygulamasının sonuçları, tam bir toplumsal gelecek korkusudur.
Gerçekleşen sonuçlar:
1. Plansız, programsız, damdan düşercesine uygulamaya konan “Sahte Tam Gün Eğitim”, çocuklarımızın sağlıksız beslenmesine ve açlıkla sınanmasına sebep olmuştur.
2. Sosyal devlet yok sayılmış ve eğitimde atılan siyasi adımın ekonomik sorumlulukları, zaten zor durumda olan ailelerin başına yıkılmıştır.
3. Öğretmenlerin siyasi senaryoları bilip görerek örgütleriyle birlikte yaptığı protesto, eylem ve grevlerden dolayı zaten aksayan eğitim ve öğretim, ivmesini tamamen kaybetmiştir.
4. Öğle aralarında okulda yemek bulamayan veya parası yetmeyen öğrenciler okul sınırları dışında arayışlara yönelmiş, bu durum güvenlik ve okuldan kaçma sorunlarını artırmıştır.
Benim tespit edebildiklerim ve gördüklerim maalesef bunlardır.
İçinde bulunduğunuz topluma ve çocuklarımıza hizmet etmek istiyorsanız.
Önerim;
Pedagojik ve katılımcı “Tam Gün Eğitim Modeli”ni deneyin.
Bu modelde, beslenme eğitimini de içine alan “Akdeniz Beslenme Kültürü” ile tam gün beslenme modelini inceleyiniz.
Bu modelde tüm yemekler okul mutfağında taze olarak hazırlanır. Diyetisyenler eşliğinde, yaş gruplarına göre gelişimleri de planlanarak haftalık menüler belirlenir. Kantinden yemek veya okul dışından yemek getirme kültürü yoktur. Öğrenciler, yemek dağıtımını ve sonrasındaki temizliği öğretmenleri eşliğinde nöbetleşerek yapar. Modelde yemek saati, biyoloji ve sosyal beceriler derslerinin bir parçası olarak kabul edilir. Uzayan okul saatleri; ödev yardımı, destekleyici dersler, sanat, spor ve sosyo-duygusal atölyelerle doldurulur. Böylece öğrenciler, uzayan okul saatlerinden kaynaklanan yorgunluk ve okul devamsızlığından uzaklaşarak okullarıyla duygusal bağlar kurar.
Bir sonraki yazımda buluşmak üzere;
Kalın sağlıcakla…