2100 yılına kadar insanlığı neler bekliyor? En büyük iki tehlike …
Uluslararası 35 uzmanın katıldığı çalışmada, insanlığı 2100 yılına kadar tehdit edebilecek 17 büyük risk belirlendi. Nükleer savaşın ardından yaşanabilecek kıtlık ve yapay zekânın kötü niyetli kullanımı varoluşsal tehdit olarak değerlendirilirken, iklim değişikliğine ilişkin 1,89 milyar sağlıklı yaşam yılı hesabı da öne çıktı.
İnsanlığın önündeki 74 yılda nasıl bir dünyayla karşılaşacağına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme, geleceğin en büyük tehlikelerini ortaya koydu.
Sağlık, ekonomi, güvenlik ve teknoloji alanlarından 35 uzmanın yer aldığı Lancet Komisyonu, insanlığın 2100 yılına kadar karşılaşabileceği yüzlerce olası tehdidi inceleyerek 17 büyük risk belirledi. Bunlardan ikisi, insanlığın varlığını tehlikeye atabilecek düzeyde değerlendirildi.
Değerlendirmede iklim değişikliği, salgın hastalıklar, savaşlar ve hava kirliliği gibi günümüzde de etkileri hissedilen sorunlar yer alıyor. Ancak uzmanların en ağır risk kategorisine aldığı iki tehlike, nükleer savaşın ardından yaşanabilecek kıtlık ve yapay zekânın kötü niyetli kullanımı oldu.
Araştırmacılar bu senaryoların mutlaka gerçekleşeceğini söylemiyor. Çalışmanın asıl amacı, önümüzdeki on yıllarda insanlığın karşılaşabileceği tehlikeleri ve bunların olası sonuçlarını değerlendirmek.
35 UZMAN İNSANLIĞIN GELECEĞİNİ İNCELEDİ
Değerlendirme, 21. Yüzyılda Küresel Sağlık Tehditleri üzerine çalışan Lancet Komisyonu tarafından gerçekleştirildi.
Sağlık, ekonomi, güvenlik ve teknoloji alanlarından 35 uzman, insanlığın 2100 yılına kadar karşılaşabileceği tehlikeleri ele aldı.
Yüzlerce olası tehdidin incelenmesinin ardından 17 büyük risk öne çıkarıldı.
Bu riskler arasında iklim değişikliği, pandemiler, hava kirliliği, antibiyotik direnci, obezite, ruhsal hastalıklar, toplumsal eşitsizlikler ve savaşlar bulunuyor.
Komisyonun değerlendirmesi, insan sağlığını tehdit eden sorunların yalnızca hastalıklarla sınırlı olmadığını da ortaya koyuyor. Çevresel koşullar, toplumsal sorunlar, savaşlar ve teknolojinin kullanım biçimi de gelecek nesillerin yaşamını etkileyebilecek başlıklar arasında değerlendiriliyor.
İNSANLIĞI YOK EDEBİLECEK İKİ SENARYO
Araştırmanın en çarpıcı sonucu, 17 büyük tehlikeden ikisinin insanlığın varlığını tehdit edebilecek düzeyde sınıflandırılması oldu.
Bunlardan ilki, nükleer savaş ve ardından yaşanabilecek nükleer kıtlık.
Uzmanların değerlendirmesinde nükleer bir çatışmanın yalnızca doğrudan yol açabileceği yıkım değil, sonrasında ortaya çıkabilecek açlık felaketi de yer alıyor.
İkinci tehlike ise yapay zekânın kötü niyetli kullanımı.
Son yıllarda hızla gelişen yapay zekâ teknolojileri, geleceğe ilişkin risk değerlendirmelerinde de kendine yer buluyor. Komisyon, bu teknolojinin kötü niyetli amaçlarla kullanılmasını insanlığın varlığına yönelik olası tehditlerden biri olarak ele alıyor.
Böylece birbirinden oldukça farklı görünen iki alan, nükleer silahlar ve yapay zekâ, çalışmada aynı ağır risk kategorisinde buluşuyor.
BU FELAKETLERİN YAŞANACAĞI KESİN DEĞİL
Uzmanların iki tehlikeyi varoluşsal risk olarak değerlendirmesi, bunların 2100 yılına kadar gerçekleşeceği anlamına gelmiyor.
Araştırmacılar, özellikle nükleer savaş ve yapay zekâya ilişkin hesaplamaların önemli belirsizlikler taşıdığını belirtiyor.
Bunun nedeni, söz konusu senaryoların uzun vadeli sonuçlarını değerlendirmek için yeterli geçmiş verinin bulunmaması.
Hastalıklar ve iklim değişikliği gibi alanlarda araştırmacılar onlarca yıllık verilerden yararlanabilirken, yapay zekânın gelecekteki kötü niyetli kullanımına veya küresel çapta bir nükleer savaşın sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde aynı imkân bulunmuyor.
Bu nedenle çalışmada ortaya konulan riskler, kesin gelecek tahminleri olarak değil, gerçekleşme ihtimali ve olası etkileri açısından ele alınıyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDE 1,89 MİLYAR YILLIK FARK
Araştırmanın dikkat çeken bir başka sonucu ise küresel ısınmanın insan yaşamı üzerindeki olası etkilerine ilişkin hesaplama oldu.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin sonuçlarını değerlendirirken insanların erken ölüm veya sağlık sorunları nedeniyle kaybedebileceği sağlıklı yaşam yıllarını esas aldı.
Buna göre küresel sıcaklık artışının 4,4 dereceye ulaşması yerine yaklaşık 1,8 dereceyle sınırlandırılması, 2100 yılına kadar dünya genelinde toplam 1,89 milyar sağlıklı yaşam yılının kaybını önleyebilir.
Bu hesaplama, dünya nüfusunun tamamı için söz konusu dönemde korunabilecek sağlıklı yaşam süresini ifade ediyor.
Araştırmacıların değerlendirmesi, sıcaklık artışındaki farkın yalnızca çevresel koşulları değil, insanların sağlıklı geçirebileceği yaşam süresini de etkileyebileceğini gösteriyor.
Üstelik hesaplamaya iklim değişikliğinin bütün sonuçları dahil edilmiş değil.
Kuraklık ve insanların yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kalması gibi ölçülmesi daha güç etkiler, belirtilen 1,89 milyar yıllık hesabın dışında tutuluyor.
GELECEK NESİLLERİN YAŞAMI BUGÜNDEN ŞEKİLLENİYOR
Çalışma, insanlığın karşı karşıya kalabileceği ağır tehlikeleri ortaya koyarken bu senaryoların kaçınılmaz olmadığını da vurguluyor.
Lancet Komisyonu Direktörü Christopher J. L. Murray, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken, "Dikkat çekici olan sadece bu tehditlerin büyüklüğü değil, aynı zamanda insanlığın hâlâ harekete geçme fırsatına sahip olmasıdır" ifadelerini kullandı.
Murray'e göre bugün siyasi karar alıcıların vereceği kararlar, gelecek nesillerin sağlığı ve refahı üzerinde belirleyici olacak.
Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, 2100 yılına kadar insanlığın karşılaşabileceği riskleri sıralamanın ötesinde, bu tehlikelerin etkilerini azaltmak için hâlâ zaman bulunduğuna işaret ediyor.
Özellikle iklim değişikliğine ilişkin hesaplama, bugün alınacak kararların gelecek nesillerin yaşayabileceği sağlıklı yıllar üzerinde ne kadar büyük bir fark yaratabileceğini gösteriyor.