Eğitimin en can yakıcı sorunu… Öğrenci taşımacılığı
Bir öğretmen gözüyle de bakarsam, eğitimde taşımacılık sadece lojistik bir operasyon olmamalıdır. Okul iklimini, disiplini, akademik başarıyı, beslenmeyi ve doğrudan öğrenci can güvenliğini etkileyen kritik bir eğitim bileşeni olarak görmek gerektiğini düşünüyorum.
Ozan Çoli
Öğrenci taşımacılığının temeli, 2003-2004 eğitim ve öğretim yılında alınan kararlarla, okulların merkezileştirilmesi projesi kapsamında atılmıştır. Her yerleşim biriminde bir okul yerine, merkezi ve güçlendirilmiş okullar oluşturulması ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi hedeflenmiştir. Aslında iyi niyetlerle hayata geçirilen bu proje, o dönemde eğitimin iki temel sorunu olan “Güçlendirilmiş Okullar” (okul binalarının modern, güvenli ve donanımlı olması ve kaliteli eğitime ulaşılması) ve “Eğitimde Fırsat Eşitliği” konularında çözüm sağlamak amacıyla yürürlüğe konulmuştur.
O dönemde, nüfus artışı nedeniyle bugün olduğu kadar büyük bir kitlenin taşınması gerekeceği de aslında hiç düşünülmemiştir.
Son yıllarda eğitim sisteminde taşımacılık ve okul servisleri konusu, özellikle her eğitim ve öğretim yılı başında gördüğümüz, kronikleşmiş taşıma ücretleri ve ödeme süreleri konusundaki krizler ve kazalarla gündeme gelmektedir.
Toplumun büyük bir kesimini; velileri, öğrencileri ve taşımacıları doğrudan zor durumda bırakan bu sistemin, “Zorunlu Taşımacılık Tüzüğü” temelinde yatan sorunlarını şöyle sıralayabiliriz:
1. Protokol ve Resmî Zemin Eksikliği:
Devlet ile taşımacılar arasındaki ilişkilerin kalıcı, şeffaf ve yasal bir zemine oturtulmamış olması.
KTTB ve KAR-İŞ, taşımacılık hizmetlerinin uzun süre boyunca Eğitim Bakanlığı tarafından resmî bir protokole dayandırılmadan yürütülmesi nedeniyle haklarının gasp edildiğini savunmaktadır. Bu nedenle her yeni dönem öncesinde hizmetleri durdurma veya grev kararları alarak resmî protokollerin yapılmasını zorlamaktadırlar. Örneğin, 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı başında yaşanan 10 günlük grev kararı ve taşımacılığın durdurulması.
2. Ekonomik Anlaşmazlıklar ve Maliyet Krizleri:
Sürekli enflasyon ortamında artan akaryakıt, bakım, yedek parça ve işçilik maliyetlerine karşın, Eğitim Bakanlığının taşımacılara ödediği kilometre/öğrenci başına ücretlerin yetersiz kalması veya güncellenmemesi.
Özellikle refakatçi bulunması gereken servislerde, refakatçinin ekonomik yükünün kim tarafından karşılanacağı konusu sık sık kriz maddelerinden biri hâline gelmektedir.
3. Denetim, Güvenlik ve Araç Yaşı Sorunları:
KKTC genelinde öğrenci taşımacılığında kullanılan araçların yaş sınırlarını (dünyada 10 yaş sınırı, bizde ise yaş sınırı yok) aşmış olması, mekanik kondisyonlarının yetersizliği ve iklimlendirme (ısıtıcı ve klima), denetime veri sağlayacak takometre ile araç içi kayıt yapan kara kutu benzeri temel donanımların eksikliği.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de denetim yetersizlikleri söz konusudur. Eğitim ve Ulaştırma Bakanlıkları ile polisin okul servislerine yönelik periyodik denetimlerinin yok denecek kadar az olması ve dünyada, yanı başımızdaki Güney Kıbrıs'ta olduğu gibi, yollarda ve taşımacılık esnasında kuralların kontrol ve denetiminin yeterince yapılmaması, çocukların can güvenliği açısından birçok risk oluşturmaktadır.
4. Güzergâh ve Planlama Aksaklıkları:
Özellikle kırsal kesimlerden (köylerden) merkezlerdeki okullara gitmek zorunda olan öğrenciler için yetersiz sefer sayıları ve verimsiz güzergâh planlamaları nedeniyle yolculuk süreleri uzamaktadır. Dünyada ideal yolculuk süresi 15-45 dakika olarak kabul edilirken, ülkemizde bu süre 15-90 dakika arasında değişmektedir. Trafiğin durumunu da hesaba kattığımız zaman bu aksaklıklar, öğrencilerin derslerine geç kalmalarına veya okullarına yorgun ve uykulu bir hâlde gelmelerine neden olmaktadır.
Öğrenci taşımacılığında sorunların çözülmesi için sistemde bulunan tüm paydaşların katılımıyla, dünyadaki uygulamalar da dikkate alınarak sistemin yeniden güncellenmesi, sürekli ve kurumsallaşmış bir denetim mekanizmasının oluşturulması ve taşımacılık sisteminin kalıcı, sürdürülebilir bir yapıda yeniden hayata geçirilmesi, öğrencilerin can güvenliği açısından acil ve zaruridir.
Eğitimde öğrenci taşımacılığı için ideal olan, “sadece bir noktadan diğerine taşımak” olmamalıdır.
Öğrenci taşımacılığında, öğrencinin evinden çıktığı andan itibaren okuluna adımını attığı ana kadar geçen süreyi eğitim sürecinin güvenli bir uzantısı hâline getirmek önemlidir.
Özetle, öğrenci taşımacılığı, sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Coğrafi ve ekonomik koşullar ne olursa olsun, hiçbir çocuğun eğitim hakkından mahrum edilmemesi ve devletin bu köprü görevini üstlenerek hizmeti sunması gerekmektedir.
Bir öğretmen gözüyle de bakarsam, eğitimde taşımacılık sadece lojistik bir operasyon olmamalıdır. Öğrenci taşımacılığının; okul iklimini, disiplini, akademik başarıyı, beslenmeyi ve doğrudan öğrencilerin can güvenliğini etkileyen kritik bir eğitim bileşeni olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kalın sağlıcakla…